Türkçe | English    

Battal Ebru İSTANBUL LALESİ

İstanbul'da, yabani lale türlerinden seçme ve melezleme yoluyla elde edilen ve "Lale-i Rumi" ismi verilen lale çeşitlerinin yetiştirilmesine Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566) döneminde başlanmıştır. Lale-i Rumi karşılığı olarak biz, bu lale çeşitlerinin yalnız İstanbul'da yetiştirilmiş olmasını dikkate alarak, "İstanbul Lalesi" ya da "Osmanlı Lalesi" isminin kullanılmasını uygun buluyoruz.

İstanbul lalesi çeşitlerinin biçimleri, bugün Avrupa lalesi olarak bilinen lale çeşitlerinden çok farklıdır. İstanbul lalesinin çiçeği badem biçiminde, periant parçaları (berkleri) ise hançer şeklinde ve uçları tığ gibi ince ve sivridir, hangi yabani lale türünden, hangi yöntemlerle elde edildiği henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.

Anadolu'da lale ile ilgili ilk bilgiler Türklerle başlamaktadır. Lale XII. Yüzyıldan itibaren Anadolu'da süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Laleyi şiirlerinde kullanan ilk kişi ünlü düşünür Mevlana Celaleddin-i Rumi (1207-1273) olmuştur. Mevlana'nın Divan'ı ve Rubaileri'nde lale ile ilgili pek çok mısra bulunmaktadır.

"Bir göz ki, bakışı o güle ve laleye dönmüştür"
"Can, hep o lale bahçesinden söz açmaktadır."
"Ey lale gel de şen yanağımdan renk al"

Lale, Osmanlı İmparatorluğu döneminde özellikle XVI - XVIII. Yüzyıllar arasında süs bitkisi ve süsleme motifi olarak çok büyük önem kazanmıştır. Sultan Üçüncü Ahmed (1673-1736) saltanatının son yıllarında bu ilgi doruk noktasına çıkmış ve bu dönem "Lale Devri" olarak isimlendirilmiştir.



İstanbul Lalesi - Hat: Fuat Başar - ta... - Tokça Sülüs İstanbul Lalesi - Hat: Fuat Başar - ah... - Tokça Sülüs İstanbul Lalesi - Hat: Fuat Başar - hiç - Tokça Sülüs


LALE MECMUASI

İstanbul lalesi çeşitleri hakkında en önemkli bilgi kaynağı 1950'li yıllarda Ekrem Hakkı Ayverdi (1899-1984) koleksiyonunda bulunan "Lale Mecmuası" dır. Büyüklüğü 22X31 cm. olan bu mecmuada isimleriyle birlikte 50 kadar İstanbul lalesi çeşidinin renkli resimleri bulunmaktadır. 1138 H. (1725) de yapıldığı sanılan ve tek nüsha olan bu mecmuayı Merhum Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı mimarisine dair dört cilt tutan eserini bastırabilmek için gerekli mali kaynağı sağlamak üzere, koleksiyonunda bulunan diğer bazı kıymetli yazmalarla birlikte 1960'lı yıllarda elinden çıkartmak zorunda kalmıştır.

Yurt dışına giden mecmuanın bulunduğu ülkeyi ve sahibini saptamak için 1967-1987 yılları arasında Avrupa ülkelerinde yaptığımız bütün araştırmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. (Prof. Dr. Turhan Baytop)

Lale Mecmuası'nın Belçikalı koleksiyoncu Robert de Belder'in kitaplığında bulunduğunun saptanması Prof.Dr. Turhan Baytop'un girişimleriyle olmuştur. Lale Mecmuası'nın tıpkı basım şeklinde yayınlanması için gerekli iznin alınmasını ve renkli filmlerin getirilmesini Hayrettin Karaca sağlamıştır.

Kaynakça : Prof.Dr. Turhan Baytop, İstanbul Lalesi, Kültür Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu Basımevi - Ankara 1992




Lale albümü satılıyor

Osmanlılar'dan kalma 16, 17 ve 18'inci yüzyıla ait eserleri barındıran lale albümü, Christie's müzayede salonunda satışa çıkıyor. Eşi benzeri olmayan albümün 67.5 milyara satılması bekleniyor. 42 lale tablosundan oluşan albüm, Osmanlılar'a ait önemli bir botanik eser. Christie's Müzayede Salonu Osmanlı eserleri uzmanı Priscilla Thomas, tabloların son derece değerli olduğunu söyledi. Doğa tarihi temasını işleyecek olan açık artırmada en büyük ilgiyi lale albümünün görmesi bekleniyor. Priscilla Thomas, albümün 1725 yılında tamamlandığını ve elde kalan tek önemli belge olduğunu belirterek şunları söyledi: "Osmanlı İmparatorluğu tarihinde 1718-1730 arasındaki döneme adını veren lale, tüm padişahlar ve saray çevresinde zevkle yetiştirilen tek çiçekti. Osmanlı lalesi, Avrupa lalesinden çok farklıydı. Uzun, narin yaprakları ilk bakışta diğerlerinden ayrılırdı. Bir ara 1500'den fazla türü yetişiyordu. Bundan 4 asır önce Osmanlılar'da bir lale kökünün bin altına kadar satıldığı biliniyor.''

15.05.1998 - Hürriyet Gazetesi